
FOTOĞRAFLAR: ARZU ÖZKAN
DEM Parti Kadıköy İlçe Örgütü ve İstanbul Geri Dönüşüm İşçileri Derneği, Zonguldak ve Düzce'de Kürt mevsimlik tarım işçilerine yönelik saldırıları protesto etti. Eylemde, saldırıların münferit olmadığı, cezasızlık ve ayrımcılık politikalarının ırkçı saldırıları beslediği belirtildi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM) Parti Kadıköy İlçe Örgütü ve İstanbul Geri Dönüşüm İşçileri Derneği, Zonguldak ve Düzce'de fındık hasadı için bölgeye giden Kürt mevsimlik tarım işçilerine yönelik saldırılara karşı Kadıköy'de eylem yaptı.

Süreyya Operası önünde yapılan açıklamada "Irkçı saldırılara sessiz kalmıyoruz" yazılı pankart açıldı. İstanbul Geri Dönüşüm İşçileri Derneği ise üzerinde ırkçılığa karşı mücadele çağrısının yer aldığı pankart taşıdı.
Açıklama öncesinde Gine'de yaşanan atık heyelanında yaşamını yitiren 30 geri dönüşüm işçisi için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. İşçilerin beşinin çocuk olduğu belirtilirken, aynı bölgede 2019 yılında da 9 geri dönüşüm işçisinin yaşamını yitirdiği hatırlatıldı.

Basın açıklamasını İstanbul Geri Dönüşüm İşçileri Derneği'nden Mustafa Ay okudu. Ay, Kürt mevsimlik tarım işçilerinin yaşadığı saldırıların tekil olaylar olarak ele alınamayacağını belirtti. Ay, ırkçılığın yalnızca saldırıya uğrayanların değil, bütün toplumun sorunu olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu: "Irkçılıkla mücadele hepimizin sorunu ve sorumluluğudur. Faşistlerin ifade özgürlüğü olamaz. Faşistlerin örgütlenme özgürlüğü olamaz."
Ay, farklı kimliklerin düşmanlaştırıldığı bir düzenin toplumsal ayrışmayı büyüttüğünü belirterek mevsimlik işçilerin hem çalışma yaşamında hem de gittikleri bölgelerde karşı karşıya kaldıkları ayrımcılığa dikkat çekti.

DEM Parti Kadıköy İlçe Yönetimi'nden Nihal Taş ise Zonguldak'taki saldırının ardından saldırganlardan üçünün adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına tepki gösterdi. Taş, benzer saldırıların farklı kentlerde de yaşandığını belirterek şunları söyledi: "Zonguldak Valiliği'nin olayı 'münferit bir tartışma' olarak lanse etmesi de aklımızla alay etmektir. Düzce'de, Haymana'da, Kocaeli'nde, Sultandağı'nda ve daha nicelerinde yaşanan yüzlerce örnek ortadayken, her seferinde aynı 'münferit' yalanına sığınmak, sistematik ırkçılığı gizleme çabasından başka bir şey değildir."
Taş, saldırıların özellikle hasat döneminin sonunda, işçilerin emeklerinin karşılığını alacağı sırada yaşanmasına dikkat çekti. Kürt işçilerin düşük ücretli ve güvencesiz koşullarda çalıştırıldığını belirten Taş, etnik ayrımcılık ile sınıfsal sömürünün birbirinden ayrı olmadığını söyledi.

DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu da Kürt ve göçmen işçilerin en güvencesiz çalışma alanlarında bulunduğunu belirtti. Konukçu, "En güvencesiz alanlarda, en korumasız alanlarda iş alanlarında Kürt işçilerin, göçmen işçilerin çalıştığını ve hayatını kaybettiğini görüyoruz. Ve bunun tesadüf olmadığını çok iyi biliyoruz" dedi.
Saldırıların yalnızca çalışma alanlarıyla sınırlı kalmadığını belirten Konukçu, "Bu ayrımcı yaklaşımlar sonucu çalışma alanlarında çalışmak için gittikleri gurbette saldırıya maruz kalıyorlar. Bunlar da münferit olaylar değil ve tesadüf değildir" diye konuştu. Konukçu, kalıcı barışın ancak halkların ve emekçilerin ortak mücadelesiyle kurulabileceğini belirterek, "Bulunduğumuz her yerde emekçilerin, halkların dayanışmasını örmekten başka şansımız yok" dedi.
Eylem, "Bijî biratiya gelan" ve "Yaşasın halkların kardeşliği" sloganlarıyla sona erdi.