13 Mayıs 2014 tarihinde Soma’da meydana gelen, 301 maden emekçisinin yaşamını yitirdiği ve 162 işçinin yaralandığı iş cinayetinin üzerinden 12 yıl geçti. Ancak aradan geçen zamana rağmen acı da adalet arayışı da sürüyor.


ERKAN SOYLU
İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, Soma Katliamı’nın 12. yılında Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde basın açıklaması düzenledi. Sık sık “Soma’nın ateşi AKP’yi yakacak”, “Soma’yı unutma unutturma”, “Soma’nın hesabı sorulacak”, “AKP’den hesabı emekçiler soracak” sloganlarının atıldığı açıklamada basın metnini DİSK Ege Bölge Temsilcisi Deniz Şahin Gümüştekin okudu.
Soma’nın Türkiye tarihindeki en büyük işçi katliamlarından biri olduğunu söyleyen Gümüştekin, “Bugün Soma’nın acısı hâlâ toprağın altından yükseliyor. Bugün 301 madencinin çığlığı hâlâ kulaklarımızda. Ve biz buradan bir kez daha haykırıyoruz: Soma bir kaza değil, cinayettir” dedi.

Gümüştekin, Soma katliamının taşeronlaştırmanın, denetimsizliğin, kuralsızlığın, özelleştirme politikalarının, sermaye hırsının ve siyasi iktidarın işçi düşmanı tercihlerinin sonucu olduğunu vurguladı.
“Patronların karı işçilerin canından değerli görülüyor”
Soma’nın ‘maliyet düşürme’ adına insan hayatını hiçe sayanların eseri ve daha fazla kâr uğruna yerin yüzlerce metre altında işçileri ölüme gönderen düzenin adı olduğunu, 301 emekçinin göz göre göre öldürüldüğünü dile getiren Gümüştekin, “Bugün hâlâ aynı soruyu soruyoruz: 301 işçi neden öldü? Çünkü bu ülkede patronların kârı işçilerin canından daha değerli görüldü” dedi.
Soma’dan sonra ‘bu işin fıtratında ölüm var’ dediklerini, oysa ölüm işin fıtratında değil, düzenin karakterinden kaynaklandığını, işçiler ölürken patronların servetlerini büyüttüğünü, emekçiler açlık sınırında yaşarken bir avuç ayrıcalıklı zengin servetine servet kattığını, bütün bunlar olurken iktidarın ise patronların yanında saf tuttuğunu söyledi.

“Zamanaşımı ve cezasızlık kabul edilemez”
301 işçinin hayatını kaybettiği Soma maden katliamında son olarak istinaf mahkemesinin sanık kamu görevlileri hakkında zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verdiğini, bu, cezasızlık politikalarındaki ısrarın bir sonucu olduğunu, Soma davası, başından sonuna dek sınıfsal çelişkilerin ve hukukun egemen sınıflar elinde ezilenlere karşı yargının araçsallaştırılmasının en canlı örneklerinden birisi olduğunu vurgulayan Gümüştekin,” Yaşamını yitiren 301 madenciyi, 301 işçinin ailelerini, bütün bir Soma şehrini ve Türkiye işçi sınıfını derinden etkileyen bu iş cinayetinde hiçbir koşulda acıyı sona erdirmese bile en azından katlanılabilir hale gelmesini sağlayacak tek hususun adalet olduğu düşünüldüğünde verilen düşme kararının kabul edilmez olduğu açıktır.”dedi.
İşçilerin inşaatlarda, madenlerde, fabrikalarda, tersanelerde, depolarda, motokurye olarak sokaklarda öldüğünü, hâlâ ‘ölürse ölür’ mantığıyla çalıştırıldığını, sendikalaştıkları için işten atıldığını, patronların insafına terk edildiğini, gerçek sorumluların yargılanmadığını, bu düzenin siyasi sorumlularının hesap vermediğini belirten Gümüştekin, “Soma’yı yaratan ekonomi politikaları değişmedi. İşçiyi korumayan, sermayeyi kollayan sistem aynen devam etti. Biz buradan açıkça söylüyoruz: Soma’nın gerçek failleri yalnızca birkaç şirket yöneticisi değildir! Soma’nın gerçek sorumluları; emeği değersizleştirenler, özelleştirmeyi kutsayanlar, kamusal denetimi tasfiye edenlerdir. Ve tüm bunları siyasi bir tercih haline getiren iktidardır” diye konuştu.

“Bu ülkeyi ayakta tutan emekçilerdir”
Soma unutulursa yeni Somalar yaşanacağını,unutmanın suç ortaklığı olduğunu ifade eden Gümüştekin, “Bu düzen değişmeden işçi ölümleri bitmeyecektir. Bu ülkenin kaynaklarını sermayeye peşkeş çeken düzene boyun eğmeyeceğiz. İşçilerin canını maliyet kalemi gören zihniyeti kabul etmeyeceğiz. Taşeron sömürüsüne, güvencesiz çalıştırmaya, sendikasızlaştırmaya teslim olmayacağız. İş cinayetlerini ‘kader’ diye meşrulaştıranlara sessiz kalmayacağız. Canlarını madende yitirmiş aileleri sizlere tekmeletmeyeceğiz. Çünkü bu ülkede ekmeği üreten işçilerdir. Bu ülkeyi ayakta tutan emekçilerdir” dedi.
İnsan onuruna yaraşır çalışma koşulları bir lütuf değil hak olduğunu, Soma’yı unutturmayacaklarını vurgulayan Gümüştekin “. 301 madencinin hesabını sormaktan vazgeçmeyeceğiz” şeklinde konuştu.